Göz Kırpma Hastalığı Nedir? Bir Komedi Turuna Çıkalım!
Hayat, bazen yüzümüzdeki en garip ifadelerle şekil alır. Özellikle de gözlerimiz… Gözler ki, hem derin duyguları hem de saçma sapan anları yansıtmak için mükemmel bir araçtır. Ama bir de göz kırpma hastalığı var ki, o iş biraz daha farklı… Kendinizi ya da bir arkadaşınızı fark ettiğinizde sürekli göz kırparken bulduğunuz anlar, ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?’ dedirtebilir. Yani, gözlerinizin kasları kontrol dışı hale gelir ve bir anda “Eyvah, gözümle dünyaya mesaj mı veriyorum?” diye düşünmeye başlarsınız.
Göz kırpma hastalığı, ya da tıbbi adıyla benign rolantizasyon (bunu öğrenmemi kimseye sormayın, Google’a sordum!) aslında, göz kaslarının istemsiz şekilde hareket etmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Şimdi, bu yazıda hem bu hastalığı anlamaya çalışacağız hem de bir İzmirli gencin göz kırpma hastalığıyla ilgili içsel dünyasında neler olup bittiğini keşfedeceğiz. Hazır mısınız?
Göz Kırpma Hastalığı: Çalışan Göz Kaslarının Zorlukları
Şimdi, gözlerimizi düşünün. Her gün defalarca kez kırpıyoruz. Bazen romantik bir bakışla, bazen birini kandırma amacıyla (evet, ben seni gördüm, ama bana gülme dedim!), bazen de uykusuzluktan dolayı o zoraki göz kırpma anları var. Ama işte bazen, göz kaslarımız, sanki “Yeter artık, bunları bir süre için ben kontrol etmeyeceğim!” der. Ve başlar istemsizce takılmaya.
Mesela bir arkadaşınızın yanına gidersiniz, sohbete başlarsınız, ama bir anda fark edersiniz ki gözleriniz hiç durmaksızın titriyor. “Bana bak, göz kırpıyorsun!” derler. Ama siz tam olarak ne olduğunu anlayamazsınız. “Hayır, gözlerim sadece çok duygusal anlar yaşıyor!” diye iç sesinizle savunma yapar, ama kimseyi ikna edemezsiniz. Gözlerinizin size başkalarıyla anlaşma yolu olarak göz kırpması, acıklı bir durum olmasa da bir komediye dönüşür. Kendi kendinize şöyle düşünürsünüz:
> “Acaba ne kadar komik görünüyordur? Bir insan gözleriyle sohbete mi başlar? Ayarları bozmuş olabilir miyim?”
Evet, göz kırpma hastalığı bu kadar masum değil. Sadece bir göz kırpma hareketiyle başlayıp, çığırından çıkabilir.
Göz Kırpma Hastalığı: “Ne Diyor Bu Gözler?”
Bir sabah kalktığınızda aynada kendinizi izlerken, bir bakmışsınız sürekli gözünüz kırpıyor. O sırada kendinizi tam anlamıyla bir komedi filmi karakteri gibi hissedersiniz. Ama hemen durun, çünkü burada aslında dikkat edilmesi gereken önemli bir şey var. Bu durumun tıbbi bir adı var ve profesyonel anlamda tedavi edilmesi gerekebilir.
Evet, göz kırpma hastalığı aslında genellikle stres, sinir, yorgunluk, hatta bazen yoğun zihinsel baskılar sonucunda ortaya çıkabilir. Yani, ne kadar çok düşünüp, “Hadi bir çözüm bulayım” diyorsanız, o kadar göz kırpmanız muhtemeldir. Bu, zihninizin vücuda verdiği bir tepki olabilir.
Mesela, ofiste çok düşünerek kafa patlatırken, başınızı kaldırdığınızda tüm ekip arkadaşlarınız, “Yine gözünü kırptın” diyorlar. O an bir iç ses başlar:
> “Benim gözüme ne olmuş? Ama aslında çok da kötü bir şey yapmıyorum. Bu bir tür mini gösteri… Acaba bu göz kırpmalar daha çok ilgi çekiyor mu?”
Göz kırpma hastalığı aslında gerçekten de stres ve duygusal baskılarla bağlantılı olabilir. Ama tabii, bazen de “Ne olacak canım, bu sadece doğal bir şekilde fazla kırpmak” diye geçirebilirsiniz.
Göz Kırpma Hastalığı: Bir İzmirli Genç Olarak Durumum
Hadi biraz daha samimi olalım. İzmir’de yaşıyorum, yani espriler konusunda sınır tanımıyorum. Ama işin içinde gözler olunca… Ooooh, durum biraz daha karmaşık hale geliyor. İzmir’in sıcak yaz akşamlarında, sevdiklerinizle buluştuğunuzda, biraz fazla göz kırpmanın getirdiği “yoksa gözlerimle mesaj mı veriyorum?” durumu şüphe uyandırabilir. Bir arkadaşım şöyle der:
> “Ya sen de ne var gözlerinde öyle, sürekli göz kırpıyorsun. Kimseyi kandırma! Ne var, başka bir işin yok mu?”
Bu durumda siz de “Ay ne var canım, tabii ki göz kırpıyorum, neden olmasın?” diye cevap verirsiniz. Ama işin garip tarafı, o anda bu kadar çok göz kırpma yapmanın, stres ve endişeyle ilgisi olabilir. O kadar çok düşünüyorum ki, gözlerimle sanki duygularımı dışa vurmak istiyorum gibi hissediyorum. Göz kırpmadan bir türlü rahatlayamıyorum. Bir şey anlatmak istediğimde, gözlerim adeta ‘yardım et, anlatamıyorum’ diye çırpınıyor.
Göz Kırpma Hastalığı ve Sosyal Yaşam: O Anki Duygu Durumu
Bir dükkânın önünden geçerken, gözlerim istemsizce kırpıyor. Ne oluyor ya? O kadar rahat bir şekilde yürüyordum ki, şimdi kendimi adeta bir göz kırpma şampiyonu gibi hissediyorum. Sosyal yaşantımda en büyük mücadelem gözlerimle! İnsanlar bana şöyle bakıyor:
> “Buna mı takıldın? Hem bakışlarını kontrol et, hem göz kırpmayı! Ne yapıyoruz burada?”
Ama ne yapalım, hayat bu. Göz kırpma hastalığıyla baş etmeye çalışırken, içimde bir tarafım rahatlamak istiyor, diğer tarafım ise “Ne yapıyorum ben ya?” diye sorguluyor. Sosyal hayatta bazen göz kırpmanın komik, bazen de gizemli bir havası vardır. Bir anda sohbete girdiğinizde, gözlerinizin “Ben buradayım, sizinle sohbet etmeye geldim” demesi size karşısındaki kişiyi biraz daha dikkatli yapabilir. O anın gerginliğinden de tam faydalandığınızı hissedebilirsiniz.
Ama bir de şu var: Bazen de gözlerinizin durumuna dikkat etmelisiniz. Göz kırpma hastalığı çok fazla takılmanıza, bir tür sosyal izolasyona neden olabilir. Yani, bazen göz kırpma hastalığı bir bakıma, “Gerçekten rahat olamıyor muyum?” sorusunun cevabıdır.
Sonuç Olarak: Göz Kırpma Hastalığıyla Barışalım
Sonuç olarak, göz kırpma hastalığı hepimizin başına gelebilir. Bu hastalık, bazen stresin ve baskının sonucu olabilir. Kimseyi küçük düşürmeden, sadece kendi göz kaslarımızla iletişim kurmak istememiz kadar doğal bir şey yok. Ama unutmayın, her şeyin dozunda olması gerekir. İzmirli genç olarak, hayatın eğlencesine kaybolmak, göz kırpmanın da ötesine geçmek, bazen sadece sakin olmak, bazen de gülüp geçmeyi bilmek gerek. Kendimizi çok fazla sorgulamadan, hayatı biraz daha eğlenceli bir şekilde yaşamalıyız.
Göz kırpmaktan korkmayın. Belki de bu dünyada, bazen sadece göz kırpmanın da anlatmak istediğiniz her şeyi dile getirebilmesi mümkündür.