Doğumdan Sonra Parfüm Sıkılır mı? Hayatın Kokusu Üzerine Bir Hikâye
Bir kadının hayatındaki en özel anlardan biri, o ilk doğum sonrası uyanışıdır. Bunu başkasının yaşadığını görmek bile insana tarifsiz bir duygu bırakır. Ama bunu kendi üzerinizden geçtiğini hissetmek, her şeyin farklı bir boyuta geçmesine neden olur. İşte, doğumdan sonra parfüm sıkılır mı sorusunu ilk defa kendime sormaya başladığımda, aklımda bir sürü soru vardı. Ama bir şey netti: hayatım değişmişti, ben değişmiştim. Kokular, hisler ve hatıralar da değişmişti.
Bir Anlık Kırılma ve O Kokunun Hatırlattıkları
Kayseri’nin o sakin sabahlarından birindeydim. O sabah, doğum yapalı tam bir hafta olmuştu. Bütün geceyi uykusuz geçirmiş, bebeğimle geçirdiğim ilk anları sindirirken, kafamda bir sürü düşünce çalkalanıyordu. Elimde eski defterim, baş ucumda annemin yaptığı sıcak çorba ve her şeyden önce, bana ait olan, kaybolmuş bir parfüm kokusuyla baş başa kalmıştım. Bebeğime, eşime, aileme alışmaya çalışırken, bir yandan da kendi kimliğimi yeniden bulmaya çalışıyordum. Ama o sabah, bir şey eksikti.
Parfümüm, kaybolan kimliğimin bir parçası gibiydi. O eski kokuyu bulamamıştım. Uzun zamandır, günlerin çorba kokusu, bebek pudrası, sabah çayı ve temizlenmiş odalar arasında kaybolmuştu. Peki, ya parfüm? Ona ne olmuştu? Benim eskiden özlemini çektiğim, üzerimdeki o farklı, beni ben yapan parfüm? Şimdi sanki herkes başka bir insan gibiydim, ama kokumun beni kimseyle karıştırmadığı o eski hâlimi özlüyor gibiydim.
O sabah, parfüm şişemi buldum. Hemen cebime koydum ve bir parça sıkıp, derin bir nefes aldım. O koku, bana bir zamanlar bana ait olan her şeyi hatırlatıyordu: gençliğimi, özgürlüğümü, kaygısız günlerimi… Ama o kadar farklı hissediyordum ki! Bebeğimi kucaklayıp, “Bir şey kaybettim, ama ne?” diye sordum içimden.
“Bebeğim, Ben Hala Buradayım”
O an parfüm sıkıp, sabahın erken saatlerinde ışığa karışırken, bir şey fark ettim: bu parfümü sıkarak, geçmişe geri dönmek istemiyordum. Evet, o koku bana eski benimi hatırlatıyordu, ama şimdi yepyeni bir ben vardım. O koku beni geçmişteki Murat’a götürüyordu ama şimdi bir kadındım. O kadın ki, sabah bebek uyandırdığı zaman, karnı acıktığında ya da tek başına uyumaya çalıştığında, kendi parfümünü sarmalıydı.
Bir sabah, akşam yataktan kalkarken annem yanımda durmuştu. ‘’Oğlum, ne oldu, neden bir parfüm sıktın?’’ dedi, gözlerindeki endişeyi hemen fark ettim. O an kendimi savunma ihtiyacı hissettim. Sadece bu, eskiye duyduğum özlemdi. Geçmişi yitirmenin acısıyla parfümü kokladım ve biraz olsun rahatladım.
Beni Kimse Bilmiyor, Ben Kayıp Bir Kadınım
Bir gün, eşimle parfümün kokusu üzerine konuşurken, yine bu soruyu sordum kendime: Doğumdan sonra parfüm sıkar mıyım?
Birden kendimi sorularla boğulmuş gibi hissettim. Gece yatarken gözlerim ne kadar yorgundu, ama bir o kadar da içimde bir boşluk vardı.
“Beni kimse bilmiyor, ben kaybolan bir kadınım,” dedim. Sanki yıllardır sıktığım parfümümle beraber kaybolmuşum gibi. Gerçekten, hayatımda birkaç ay öncesine kadar her şeyin düzenli, her şeyin kendini hatırlatıcı olduğu bir dönem vardı. Ama bu yeni hayat, bana ne kadar yabancıydı! O yüzden, parfüm kokusunu özledim. Çünkü belki de yeni kimliğimde, eski benim bir parçası kalmalıydı. Bu yeni hayatımdan da parfümümü kaybetmemeliydim.
“Bazen Hayat, Kokularla Tanımlanır”
Eşime parfüm hakkında söylediklerim biraz daha netleşti. ‘’Hayat, kokularla tanımlanır,’’ dedim. ‘’Ama bazen, yeni kokulara ihtiyacım oluyor. Yeni bir ben için…’’ Onun cevabını çok iyi hatırlıyorum: “Kim olursan ol, ben hep seni seviyorum.”
Ama o an, gerçekten içimde neler hissettiğimi anlamadığını düşündüm. İnsan, doğumdan sonra değişiyor. Hem fiziksel olarak hem de duygusal olarak. Bir kadının, doğumdan sonra kimliğini yeniden inşa etmesi gerekiyor. Parfüm, belki de o kimliğin en önemli parçalarından biri.
Bir Gece Daha, Parfümümle
Gecenin ilerleyen saatlerinde, bebeğimin uyandığı anlarda, parfümü bir kez daha sıktım. Bu defa, parfüm bana sadece geçmişi hatırlatmadı. Parfüm, yeni benimi de hatırlatıyordu. “Evet, ben bir kadınım. Bebeğimi seviyorum, eşimi seviyorum ve parfümümle, kim olduğumu unutmayacağım,” dedim içimden.
Şimdi, doğumdan sonra parfüm kullanmanın, eski bir alışkanlığı yeniden hayata döndürmek gibi olmadığını biliyorum. Bu, bir kadının yeni hayatına, geçmişini ve duygusal değişimini kabul etmesinin, vücuda duyduğu bir içsel ihtiyaçtır. Parfüm, geçmişi kucaklarken, aynı zamanda yeni kimliğinize de bir adım daha atmanın bir yoludur.
Her ne kadar parfüm, doğum sonrası bir kadının hayatında yer edinse de, ilk başta farklı bir dünyaya adım attığımı hissettim. Ama her adımda biraz daha kendimi buldum, biraz daha parfümle bütünleştim. Ve en önemlisi, sonunda, parfümle birlikte hayatın kokusunu hissettim.
Artık parfüm sıkıp, her gün yeniden doğuyorum.